DEVLET BAHÇELİ VE ÜLKÜCÜLERE DAİR

DEVLET BAHÇELİ VE ÜLKÜCÜLERE DAİR

OZEROZGUR
OZEROZGUR
Mar 24, 2017, 6:34 AM |
0

Ben her sabah güne Sabahattin Önkibar'la başlarım. Önkibar'ın Takkeli Firavunları çok doyurucuydu. O kitapta Önkibar İslamcı efsaneleri iyi çürütüyordu. Sabahattin Önkibar'ın yeni çıkan kitabı o kadar titiz bir çalışma olmamış. Yine de dediği kadar var, Bahçeli'nin bilge lider imajı bayağı tartışmalı.

Kitap pek çok çarpıcı bilgi veriyor. İlk bölümde, Bahçeli'nin her seçimde kendini birinci parti sanma hatasını 1999'da da yaptığını hatırlatıyor. Neymiş, "Faziletle Doğru Yol dinlensin"miş. Birinci parti hele "yapamıyorum" desin görevi iade etsin, o zaman sıra bu konuşmalara gelir. Hatırlanacağı üzere Bahçeli'nin aynı alışkanlığı 2015'te de depreşmişti.

Şimdi çeşitli bilgi hatalarına gelelim. 1990’lı yıllarda Önkibar iyi bir merkez sağ izleyicisiydi. Bazı konuları bilmez. 1991 yılından bir olay: 23. sayfadayız, "MÇP, MHP'nin adını aldı, Refah Partisiyle ittifak yaptı, TBMM'ye girdi" ifadesi yanlış. Çünkü MÇP, MHP adını söz konusu olaylardan sonra, hatta tee 24 Ocak 1993 MÇP-MHP ortak kurultayında aldı. 20 Ekim 1991 nere 24 Ocak 1993 nere? Anlaşılan Önkibar o kurultaya gelmemiş. Ya da izlerken bir yandan da merkez sağcılarla yemek yiyormuş. 24. sayfadayız, 1997'deki olağanüstü kurultayda en az desteklenen isim Muharrem Şemsek'ti yazmış. Yanlış, çünkü daha az İbrahim Çiftçi desteklendi. Hayır, destek azdı demiyorum, yalnızca Şemsek'e destekten daha azdı diyorum. Sayfa 30, 18 Mayıs 1997 Kurultay oylaması sonuçlarını vermiş. Oyların toplamı 1072 ediyor. Her milletvekili sayısı için 2 delegeden il delegelerini toplasanız bile daha çok çıkar. Çünkü yine Şemsek meselesi. Sabahattin Önkibar, Muharrem Şemsek'in aldığı 80 oyu sehven atlamış (Bir başka matematik hatası 119. sayfada var, AKP 2002'de 366 milletvekili çıkardı demiş, doğrusu 363 olacak). Yine 30. sayfada "Ara verilen kongrede ne yapılacağı merak edilirken" demiş. O sırada Ankara'daydım. Oldukça yakın bir yerde, Gençlik parkında bir kapalı devre ekrandan o anları izledim. Ramiz Ongun "delegenin iradesi Devlet Bahçeli'de tecelli etmiştir" cümlesi ile başlayan tüzüğe ve eşitliğe aykırı bir konuşma yaptı. Salona basit bir selamlama yapsa bile yeterliydi aslında. Bunun belirtilmesi lazım.

Yazar devam ediyor: "Amerikan tıraşlı bir şovmen 'illegaliteyi başlatıyoruz' dedi". Azmi Karamahmutoğlu ile bu tarihlerde çok karşılaştım. Amerikan tıraşı lafı yanlış, öyle bir şey yoktu. Belki o da legal olmayabilir ama "yaşasın hainler için illegalite" dedi, "illegaliteyi başlatıyoruz" demedi. Belki Sabahattin Beyin hafızası şuradan gelip gidiyordur. Karamahmutoğlu aylar önce Ülkü Ocağı dergisine içinde "sağ ile mücadeleyi başlatıyorum" cümlesi geçen bir makale yazmıştı. Ne demişler, söz uçar, yazı kalır. 38. sayfada ise Bahçeli'nin Ecevit'e "efendim, lütfen Abdülhalık Çay'ı azledin" dediği bilgisi var. Anayasamıza göre bakanı başbakan değil, cumhurbaşkanı azledebilir. Düşünebiliyor musunuz?

Sayfa 40, açıkçası MHP Milletvekili Ali Güngör'ü Fazilet'in alkışladığını okuyunca şaşırdım. Açıkça "1974 yılında hainler affedildi diyor". Zira 1974'te başbakan Ecevit'ti ama yardımcısı Erbakan'dı.

Sayfa 95, "Alpaslan Türkeş çok hırslı bir insan" yazmış. Alpaslan Türkeş'in "hırslı" olduğunu ikinci kez duyuyorum. İlki 20 Ekim 1991 milletvekili genel seçimleri öncesi Mesut Yılmaz ANAP'ının çektirdiği reklam filminde geçiyor. Aynen bugünkülerin yaptığı gibi "ben gidersem Türkeş gelir, koalisyon gelir, Devlet yıkılır" propagandası yapan filmde Türkeş'in siyah beyaz bir fotoğrafı geçiyorken arkadaki ses "Türkeş'in hırsı" diyordu. Hayır, Önkibar kitabı yakın dostu Yılmaz'la yazmadı. Ama "o satırların yazarı" çok da sıkı Ülkücü görünmüyor. Ha, yazara göre Türkeş'in hırsının ispatı Albay Talat Aydemir ile yeni darbe teşebbüslerini araştırmasıymış. Pes! Bir defa Türkeş darbe girişimini öğrenip hükumete ihbar eden kişidir. Belki Önkibar, bir ara Aydemir ve arkadaşları idam edilirken Türkeş'in bu başarısız darbe girişiminden neden hüküm giymediğini de açıklayacaktır. Hız kesmemiş, 96. sayfada devam etmiş: "Ancak zemin ve iklim bulduğu an darbecilik tutkusundan hiç vazgeçmedi." Yani, hiç olmazsa, Türkeş 1992'deki Ataya Saygı mitingindeki konuşmasına nasıl başladı onu hatırlasaydı. O konuşma "Peygamber efendimiz (sav) 'ölüleri hayırla yâd ediniz' buyuruyor" sözüyle başlamıştı. Peki, Önkibar "Ben 27 mayıs tecrübesini geçirdikten sonra, o kanaate vardım ki, ihtilâl yoluyla bir memlekete hizmet etmek mümkün değildir. Ne kadar eksik, ne kadar aksayan tarafları olursa olsun hukuk yoluyla bir memlekete bir millete hizmet en iyi yoldur. İhtilâl otoriteyi yıkar, anarşi başlar. Bu anarşiyi durdurmak, yeniden otoriteyi ve düzeni kurmak çok güç bir meseledir. Ve memleket bundan zarar görür. Bunun ben içinde bulundum, fiilen yaşadım, memleketin aydınlarına, vatansever insanlarına tavsiyem şudur: en kötü hukuk nizamı, en iyi ihtilâlden iyidir." sözünü kim söyledi bilmiyor mu? Devletin tepesindekiler söylüyormuş, Orgeneral Ersun'un 1977'deki başarısız darbe girişiminde Türkeş de varmış. 1977 Haziran'ındaki darbe girişimi sırasında Türkeş, hükumetin başbakan yardımcısıydı. MHP de koalisyon ortağı. MHP'nin kendine darbe yapmaya çalıştığını söylemek için en hafif ifadesiyle bilip bilmeden konuşan "solak"lardan olmak lazım.

Devamı

Link

http://www.goreleden.com/ozgur-ozer/3560-devlet-bahceli-ve-ulkuculer-e-dair.html