OKUDUKLARIM

OKUDUKLARIM

OZEROZGUR
OZEROZGUR
Jan 10, 2017, 10:44 PM |
1

Son bir aydır daha çok edebiyat üzerine okuyorum. Listemde Norveç, Meksika ve İngiltere edebiyatlarından birer örnek var. Önce iki tane araştırma kitabı:

Fahri Atasoy, Küreselleşme ve Milliyetçilik

Fahri Atasoy'un 2004'te yayınladığı bu kapsamlı çalışmasının yeteri kadar dikkat çekmediğini düşünüyorum. Çok güzel bir araştırma olmuş. 2004 yılında yurt içinde ve yurt dışında küreselleşmeye ağır bir tepki vardı. Dizilere bile girmişti. Bütün bunları göz önünde tutarak okuduğunuzda, o günün şartlarında çok değerli bir eser olduğunu anlıyorsunuz. Bazı bölümlerde fazla detay konudan uzaklaştırıyor. İnternet teknolojisiyle ilgili istatistik bilgiler mesela. Evrensellik, evrim, sanayileşme, bilişim gibi kavramlar ilginizi çekiyorsa okumanızı tavsiye ederim. Dört verdim.

Ergun Poyraz, Musa'nın Mücahiti

Kitabın Musa ile çok ilgisi yok. Bir dönem Musa, Davut gibi modalar vardı. Bu aralar yok. Musa'nın Mücahiti, Poyraz'ın diğer bütün kitapları gibi enteresan. Siyasetçi Bülent Arınç ve çevresindekilerin bilinmeyenlerini anlatmış. Mahkemelik de olmuş. Biraz dağınık. Son bölümde Arınç konuşması var, önemli bir konuşma. Çok kalın bir kitap değil, fakat alıntılar çok uzun. Üç. Bundan sonrası roman.

Knut Hamsun, Açlık (Çeviri: Behçet Necatigil)

Çevirmen Behçet Necatigil'in şaheser dediği kitap. Ben üç verdim. Nobelli yazar Hamsun bu eserinin özellikle ilk bölümlerinde açlığı iyice hissettiriyor. Etkileyici ve dramatik. Yalnız, her ne kadar ince bir kitap olsa da, sonları beni birazcık sıktı. Jack London'ın kimi eserlerine benzetenler olmuş. Kafka'nın Dönüşümünü de andırıyor. Her halde bu roman için söylenecek en uygun söz "Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin " olur.

Erdal Yalçın, Hayallerimize Dokunmayın

Erdal Yalçın engelli bir yazar. Çok başarılı. Memduh Ün ustanın 1990'da çektiği Gün Ortasında Karanlık filminde oynamıştı. Resim de yapıyor. Toplamda 16 kitabı oldu, yazmaya devam ediyor. Hayallerimize Dokunmayın onun 13. kitabıydı. Çok kısa hikâyelerden oluşuyor. Yalçın'ı hep kitap fuarlarında görürüm. "KENDİ YAZDIĞIM KİTAPLARI SATIYORUM" tabelasıyla gelir, hep güler yüzü. En kısa zamanda diğer kitaplarını da okuyacağım. "Beş"i fazlasıyla hak ediyor.

Kemal Tahir, Devlet Ana

Kemal Tahir'den görkemli bir tarihi roman. Neredeyse Bozkurtların Ölümü kadar güçlü bir anlatımı var. Bir de Küçük Ağa (1954) bu kadar güzeldi. Öncelikle başka bir romanda zor bulabileceğiniz uzun ve şiveli diyalogları okumaktan çok haz alacaksınız. Dede Korkut, Yunus Emre, Şeyh Ede-Bali, Köse Mihal, Moğollar, Selçuklar, Peçenek (Bacanak) Türkleri, Kuman-Kıpçak Türklerine ve daha birçoklarına yer verilmiş Devlet Ana'da. "Devlet-i Aliye" Osmanlı kurulmadan önce neler olduğunu roman tadında okumak isteyenlere hararetle tavsiye ederim. Beş!

Pınar Kür, Bitmeyen Aşk

Dört… Yine mahkemelik bir kitap. Müstehcenlik nedeniyle. Kimileri Bitmeyen Aşk'a "bitmeyen kitap" demiş. Okumayı aylarca bitiremeyenler olmuş. Aksine ben nedense sağlam ve sürükleyici buldum. Üç günde bitirdim. Doğal, gerçekçi bir anlatımı var. Yer yer üzücü, hırpalayıcı. Baş kahramanları bir şair erkek ile bir tiyatrocu kadın olan Bitmeyen Aşk'ın yazıldığı dönemde, özel tiyatro personelinin böyle refah içinde yaşadığını düşünmüyorum. Tiyatro mesleğinin dışarıdan kolay görünmeyen yıpratıcı yönleri çok olmasına rağmen, "özel"de çalışan tiyatrocunun çok kazandığını görmedim. Pek yansıtılamamış. Bu kısımları okurken Müzisyen Zülfü Livaneli'nin Serenad romanı aklıma geldi. Orada da bir "idari personel" vardı, memur yani. En az Porto şarabı içen hani. Neyse, bunları Serenad'dan sosyalistik mesajlar çıkarmaya çalışanlar düşünsün. Bu arada babası Azerbaycan Türkü bir matematikçi olan "Havva" Pınar Kür içinden birçok edebiyatçı çıkan bir aileden geliyor. Hem annesi İsmet Kür’ün hem de teyzesi Halide Nusret Zorlutuna'nın roman, şiir gibi çeşitli türlerde eserleri var. Halide Nusret Zorlutuna'nın romancı kızı Emine Işınsu ise İskender Öksüz (Ayhan Tuğcugil olarak da bilinir) ile evli.

Peter James, Ölüme Bakmak (Çeviri: Sarp Kanşay)

Bir başka çeviri… Sık sık polisiye roman okumak iyidir. Zekâyı geliştirir. Ölüme BakmakRoy Grace dizisinin ikinci kitabı. Dört puan verdim. Bu kitapta yalnız bir polis soruşturmasını değil aynı zamanda katil-kurban kovalamacasının da heyecanını hissedeceksiniz. Başka bir ifadeyle birkaç gün önce işlenen bir cinayeti aydınlatmak için polisle beraber şehri gezip araştırma yapmıyorsunuz, bilakis yazar sizi katilin zihnine girmeye, kurban adaylarının ölüm-kalım savaşlarının ayrıntılarını öğrenmeye de davet ediyor. Son sayfasına kadar gerilim, heyecan ve sürpriz hiç eksilmiyor. Çevirisi çok kötü olsa da (keşke satranç bilen birisi çevirseydi) İtalyan Mario Mazzanti'nin Şah Matı da böyledir, onu da okumanızı öneririm.

Andrew Jolly, Seni İçime Gömdüm (Çeviri: Tomris Uyar)

Bu esere beş puan verdim. Genç yaşta ölen karısını gömecek yer arayan, fakat bulamayan adamın yürek parçalayan öyküsü. Çok okuyucu, bu öyküden toplumsal eleştiri, din adamlarını sorgulama gibi noktaları görüyor. Kitabın bu yönleri de var tabii. Fakat yazar, acının ve kederin öyküsünü anlatırken bu anlatımı bir takım toplumsal tavırlar takınmak uğruna kesintiye uğratmıyor, boğmuyor. Ölen genç kadının yasını sizin de yaşamanıza izin veriyor bir nevi. Dokunaklı…


Not: Göreleden sitesinde yayınlanmıştır.

Link http://www.goreleden.com/ozgur-ozer/3253-okuduklarim.html