(11) Lasker-Capablanca, Havana 1921
Unvanını beş kez savunma başarısı göstererek zirvedeki yerini koruyan Lasker, sarsılması dahi mümkün olmayan sapasağlam bir çınarı andırıyordu. İlerlemiş yaşına rağmen kendisini tahtından edecek bir adayı göstermek güçtü, uluslararası turnuvalarda da tepede hep onun adını görmeye alışmıştı satranç dünyası artık.
İspanya'nın güzide sahil kasabası olan San Sebastian'da 1911 yılında büyük bir ustalar turnuvası organize edildi ve şampiyon Lasker hariç (kendisi felsefe ve matematik çalışmalarıyla meşguldü) tüm büyük isimler davetliydi. Yakın zamanda Marshall'ı maçta yenen Karayipli bir genç de davetliler arasındaydı. Bazı ustalar, sırf tek bir maç kazandı diye bu kadar tecrübesiz birini uluslararası arenaya çağırmanın doğru olmadığını düşünüyorlardı. Yanıldılar, hem de çok fena!
San Sebastian 1911, Capablanca'nın çıkış turnuvası
Bu delikanlı çok farklıydı, yaşına göre oldukça olgun bir satranç oynuyor, partilerindeki sadelik ve keskin teknik göze çarpıyordu. Olağanüstü oyunsonu tekniği sayesinde en basit görünen konumlarda bile rakiplerine baskı kurabiliyordu. Capablanca'nın, Küba'nın tarihinden örnek alabileceği bir usta olmadığı gibi, bu küçük ülkenin pek bir satranç geçmişi de yoktu. Bir rivayete göre 1889 ve 1892 yıllarında Havana'da oynanan Steinitz-Chigorin unvan maçları ilk kıvılcımdı. Henüz dört yaşında olan Jose, babasıyla birlikte 1892 maçını yerinde izlemişti. Asıl ilerlemeyi ise okumak için gittiği Amerika'da yapmıştı. Oyuna karşı doğal yatkınlığı olan genç adam yıllar geçtikçe palazlandı ve 20. yüzyılın başlarında bir deve dönüşmüştü. Kübalı'nın gençlik yıllarından bir klasik:

Satranç Makinesi José Raúl Capablanca (1888-1942)
Elde ettiği turnuva başarıları sayesinde Kübalı'nın unvan maçını hakkettiği aşikardı ancak Lasker evvela Rubinstein'e söz vermişti. Kıdemce ve yaşça daha büyük olan Polonyalı üstat dünya şampiyonluğu maçı fırsatı için hayatı boyunca beklemişti ancak 1914 yılında patlak veren dünya savaşı planları alt üst etti. Senelerce uluslararası etkinlik yapılamadı, aynı şehirde ya da ülkede yaşayan oyuncular buluşup özel turnuvalar, antrenman maçları yapabildiler sadece.
Savaş bittiğinde ve ortalık yatıştığında insanlar bambaşka bir düzenin sabahına uyandıklarını fark ettiler, artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Satrancı meslek edinmiş ya da gönül vermiş kişiler de bu durumdan nasibi aldı, Rubinstein artık aday değildi. Konumsal oyunun dev ismi maç için gereken maddi gereksinimi sağlayamıyordu.

Unvana erişemeyen en kuvvetli oyuncular listesinin başını çeken: Akiba Rubinstein (1880-1961)
1920 yılında Hollanda'da görüşen Lasker ve Capablanca unvan maçı için antlaşma imzaladılar ve 10 sene süren araya bir son vereceklerini duyurdular fakat maçın ana organizatörü Hollanda Satranç Birliği finansman zorlukları nedeniyle desteğini geri çekti ve kontrat düştü. Zorlu görevi üstlenmeye kalkan Arjantin temsilcileri ise Lasker'i tatmin edecek meblağı masaya koyamadılar. Bunun üzerine şampiyon duyuru yapma gereği hissetti:
"Görülen o ki satranç dünyası anlaşmanın koşullarını beğenmedi. Maddeleri yerine getirilemeyen bu maçı oynayamam. Bu sebepten unvanımdan sizin lehinize (Capablanca'yı kastediyor) feragat ediyorum. Siz bu unvanı formaliteler sayesinde değil, satranç tahtasındaki ustalığınıza kazandınız. Kariyerinizde size başarılar dilerim."
Kahramanlarının maç yapmadan unvanı almasına razı olmayan Küba hükumeti bu mektup üzerine harekete geçer ve Lasker'e talep ettiğinden çok daha fazlasını sunarak mücadeleyi Küba'ya almayı önerir. Böylelikle tatsız olayların önüne geçilmiş olur.
Duruşu ve karakteriyle gönüllerde taht kuran Lasker ise sözünün arkasında durur ve bu maça şampiyon unvanıyla değil, 'meydan okuyan aday' olarak çıktığını açıklar. Özetle, resmi kayıtlara göre Capablanca 1920 yılında unvanı 'kan dökmeden' almıştır ve 1921 yılında onu Lasker karşısında korumuştur ancak bu durumu kabul etmek istemeyen satranç tarihçileri Lasker'in adını öne yazarak unvanın, 1921 yılında el değiştirdiğini belirtirler. Bu satırların yazarı da satranç tarihçilerinin çözümünü daha makul bulmaktadır. Gerçek bir satrançsever her daim mücadeleyi, politikaya tercih eder.

Halef ve selef bir arada.
İlk dört partisi eşitlikle sonuçlanan maç dengeli başlar ancak Capablanca'nın yükselen formu ve Lasker'in ilerlemiş yaşı (53) dengelerin kısa sürede bozulacağının habercisidir. Tropikal iklimde oynamak Alman üstat için hiç de kolay değildir, oysa ev sahibi Capablanca için aynı şeyi söylemek ne mümkün! 14 oyun sonunda skor 4-0 Capablanca lehinedir. Yıkılması mümkün olmayan bir duvarla savaştığını fark eden Lakser, sağlık sorunları da belirince sıcak havadan bir an önce uzaklaşması gerektiğine karar verir ve kendisi adına hiç de iyi gitmeyen maçı terk ettiğini duyurur. Böylelikle dünya şampiyonluğu tacı, satranç çevrelerinin görmek istediği şekilde devredilmiştir.

Lasker 27 yıllık saltanatının sona ermesine rağmen satranç dünyasının içinde dominant bir figür olarak kalmaya devam eder. Moravska Ostrava 1923 ve New York 1924 turnuvalarını kazanarak kalite ve klasın kalıcı olduğunun altını çizer. Özellikle Amerika'da gösterdiği performans satranç tarihindeki haklı yerini alır; Capablanca, Alekhine ve Reti gibi devlerin arasında zafer 56 yaşındaki yaşlı kurda gitmişti.

Lasker sadece unvanı yitirmişti, savaşçı ruhunu değil.
Hayatının sonuna dek çektiği bazı zorluklardan ötürü ilerleyen yıllarda Sovyetler Birliği'ne göç etmek zorunda kalan Lasker, yaşamının son günlerini ise Amerika'da geçirmiştir. Ölüm döşeğindeyken yanında olan eşi Martha, şu sözleri mırıldandığını işitir: "König Des Schachs" (Satrancın Kralı).

Emanuel Lasker (1868-1941)