Beş Yıl Önce Düşen Bayrak
Popülaritesini giderek yitirdiğini düşündüğüm sosyal ağ, en azından ülkemiz satranç çevrelerince hala yoğun bir biçimde kullanılıyor. Bahsedilen platformun 'En sevdiğiniz özelliği ne?' diye bir soru sorulsa, herhalde tereddütsüz 'Anılar' uygulaması olduğunu söylerim. Paylaşımların suya yazı yazmaktan farksız olduğu mecrada, size kimi zaman unutulmaya yüz tutmuş bir hatırayı, kimi zamansa aramızdan ayrılan çok sevdiğimiz bir kişiyi anımsatan işte bu 'Anılar' oluyor. Bu yazının sizlerle buluşmasını sağlayan da...

Tam beş yıl önce, akşam saatlerinde Analiz Satranç'tan dostumuz Sati Emre Güner'den gelen bir telefonla sarsıldım: Henüz birkaç gün önce geleneksel Beko Turnuvası'ndaki kitap standında bir arada olduğumuz, sevgili İsmail Doğantuğ çok genç bir yaşta yaşamını yitirmişti. Entelektüel kişiliği, otorite tanımaz karakteriyle diğerlerinden ayrılan İsmail Doğantuğ...
2013 İzmir Açık Turnuvası Ödül Töreninden
Satranç oyuncularının sohbet etmekten her daim keyif aldığı İsmail Abi, turnuvaların oynanma koşulları hakkındaki titizliğini kimi zaman organizatör ve hakemlerle girdiği hararetli tartışmalarda, kimi zamansa satranççı dostlarıyla paylaştığı esprili hikayelerle dile getirirdi. Geriye dönüp baktığımda, kendisiyle tanışıklığımızın yaşım itibariyle ancak 1997 yılına dayandığını hatırlıyorum: Türkiye Yaş Grupları Şampiyonası öncesinde, Mithatpaşa'daki İzmir Satranç Kulübü Derneği'nde ili temsil edecek genç sporcular için düzenlenen seminerde hocamız İsmail Abi'ydi. Teknik konulara olan hakimiyeti beni çok etkilemesine karşın, muhtemelen seviyemin yetersiz kalması sebebiyle bilgisinden istediğim ölçüde yararlanamıyordum. Benim satrançta ilerlemem pek hızlı olmazken, dersleri veren İsmail Doğantuğ'un satranç dünyasına girişi oldukça hızlıymış: 1969 yılında satrançla tanışan Doğantuğ, kendisini yalnızca 4 yıl içinde Türkiye Birinciliği için mücadele eden sporcular arasında bulmuş.

Nevzat Süer, yayımlandığı döneme ışık tutan dergisinde, Doğantuğ'dan sıkça söz eder. İlk karşılaştığım metin, Nisan-Mayıs 1973 yılında oynanan 8. Türkiye Birinciliği'nden:
"...Yeni tanıştığım Ankaralı iki oyuncu, Doğantuğ İsmail ve Kayaman Metin'den bilhassa bahsetmek isterim. Doğantuğ 1952 İzmir doğumlu, Dil-Tarih Fakültesi öğrencisi. Satranca 1969 sonlarında başladığı halde 1973 Ankara Seçme Turnuvası'nda birinci gelivermiş. Finalde de üçüncü. Yani 1973 Ankara üçüncüsü. Çok ender rastlanan bir stili var, tıpkı Hübner'inki gibi. Gerekli koşulları bulabildiği takdirde değil Türkiye Birinciliği'ne bence FIDE'nin Büyükusta ününe bile oynayabilir..."

İki yıl sonra, 1975'te oynanan ve İlhan Onat'ın 15/17 skoruyla en yakın rakibinin 3,5 puan önünde şampiyon olduğu 10. Türkiye Birinciliği notlarında Doğantuğ'dan şu şekilde bahsediyor: "Doğantuğ'un Onat'a karşı berabere kokan askılı oyunu yitirdikten sonra söyledikleri ilginç. Bu genç oyuncumuz diyor ki, 'Ankara'dan buraya beraberlik yapmak için gelmedim.'"

İsmail Doğantuğ ile yaşamını yitirmeden kısa süre önce güzel bir günde bir araya gelmiştik: yine rahmetli Cengiz Şengül'ün nikahı ve sonrasındaki kutlamaları. Masada birlikte oturduğumuz Doğantuğ'un bir süre önce katıldığı Emektarlar Şampiyonası'ndaki hikayeleri paylaştığı o harika güne ait elimde kalan bu fotoğrafı hep tebessümle saklayacağım.

Atak Oyunun İki Dehası: Alekhin ve Tal kitabının yazarı Mümtaz İdil'in "Eski Dergilerde Soluk Alıyorum" başlıklı yazısı da Doğantuğ'u anlatıyordu.

Satranç hayatımda iki defa da tahta başında karşılaşıp yenişemediğimiz İsmail Doğantuğ'u konumsal olarak çok güçlü bir satranç oyuncusu olarak tanıdım. Oysa yazıyı hazırlarken oyunlarına yeniden baktığımdaysa esasen taktik yönünün öne çıktığı dikkatimi çekti. Bu görüşüme sizler de katılır mısınız?

Sevgili Ahmet İsmail Doğantuğ'u özlemle anıyoruz.