1947 Venedik Uluslararası Turnuvası
Uzun yıllardır başarılı oyuncularımız ülkemizi çeşitli uluslararası satranç turnuvalarında temsil ediyorlar. Peki, Cumhuriyet döneminde ülkemizi yurt dışında ilk kim temsil etti diye hiç düşündünüz mü?
İlk satranç gelişimlerini 80'li ve 90'lı yıllarda yaşayan satrançseverler kendisini eserleriyle tanıdılar; benim de aralarında olduğum birçokları da o kitaplar sayesinde satranca ve kitaplara bağlandılar.

Oysa 30-40 yıl öncesinden değil; bahsettiklerimden neredeyse 50 sene önce, 1944 yılında 'Modern Satranç' kitabını satrançseverlere sunan değerli bir ustadan bahsediyorum.

Elbette ki Prof. Selim Palavan'dan.

© Bizim Ahıska Dergisi
Patlak veren Birinci Dünya Savaşı sebebiyle yarım kalan 1914 Mannheim Turnuvası'nın 'Hauptturnier-A' kategorisini, Osmanlı İmparatorluğu bayrağıyla birinci sırada götüren Bochor Hallegua'dan sonra, Selim Palavan da ülkemizi önemli bir turnuvada temsil eden ilk ustamız olur. Şimdi sizleri 73 yıllık bir yolculuğa, Türkiye Satranç Mecmuası'nın Kasım 1947 tarihli 42. sayısına, Selim Palavan'ın yazısıyla buluşturmak için çıkarmak istiyorum.

Venedik Uluslararası Satranç Turnuvası
(Eylül-Ekim 1947)
Yazan: Selim Palavan
Ağustos ayının sonunda meşhur SULZER fabrikalarının bulunduğu Winterthur (İsviçre) şehrinde, bu fabrikalarda bazı teknik meseleleri tetkik etmek üzere muvakkat olarak bulunuyordum. Pazar günleri, bu şehirden demiryolu ile 20 dakikalık bir mesafede bulunan Zürih'e gidiyordum. Orada tanıştığım birkaç İsviçre üstadına karşı az çok iyi neticeler ile birkaç hafif parti oynadım.
Kendisiyle iyi dost olduğum üstad Henri Grob'la bir konuşma esnasında, üstad bana şimdiye kadar niçin bir uluslararası turnuvaya iştirak etmediğimi sordu. Ve bir Türk satranççının böyle bir turnuvaya iştiraki büyük bir alaka uyandıracağını da ilave etti; çünkü, dedi, Avrupalılar Türklerin nasıl satranç oynadıkları şöyle dursun, bu oyunu bildiklerinden de esasen bihaberdirler. Ve hemen, Eylülün sonunda başlamak üzere Venedik'te tertiplenen büyük uluslararası bir turnuvaya kendisinin davet edildiğini ve malumatına göre daha bir yerin münhal olduğunu söyleyerek benim bu turnuvaya iştirak etmek isteyip istemediğimi sordu. O turnuva tertip kuruluna beni tavsiye edebileceğini, hiç olmazsa iştiraki turnuva tarihine bir 'anekdot' şeklinde geçmeyecek bir satranççı olarak tanıtacağını söyledi. Zamanımın kısa bir bilançosunu yaptıktan sonra, teknik işlerimin (ki Avrupa'ya seyahatimin sebebi onlardı) 20 Eylül'e kadar rahat rahat biteceğine kanaat getirdim. Turnuva ise 29'unda başlıyordu. Böylelikle yaz tatilimin bir kısmını satranca hasredebilecektim. Turnuva tertip heyeti başkanı Eugenio Szabados'la kısa bir mektuplaşmadan az müddet sonra resmi bir davetiye aldım.
Yukarıda bütün zikrettiğim şeylerde ancak şunu tebarüz etmek isterim ki bir Türk satranççının böyle ilk defa olarak uluslararası bir turnuvaya iştiraki bizim satranç teşekküllerinin faaliyeti (veya daha doğrusu faaliyetsizliği) sayesinde değil yalnız bir tesadüf neticesinde olmuştur.

Selim Palavan, Henri Grob, Mlle. Zamberlan, O'Kelly de Galway, Dr. Tullio Zapler, Bay Zamberlan
(© Türkiye Satranç Mecmuası)
Oyuncuların ekserisi Venedik'e ayın 27'sinde geldiler. 28 Eylül'de San Marco meydanında muhteşem "Sala Napoleonica" da büyük bir törenle açılış ve kur'a çekme merasimleri yapıldı. Dr. X. Tartacover o gün İtalyanlar için şaka olarak "Ecnebi oyuncularını daha turnuva başlarından 'assommer' etmek (sersemletmek) istiyorlar" dedi. Ve hakikaten dediği kadar vardı. Her yeni gelen oyuncu garda turnuva tertip kurulu mümessilleri tarafından karşılanıyor, ona tahsis edilen otele kadar refakat ediliyordu. Meşhur 'Büyük Kanal'daki gezintiyi zikretmek kafidir.
1947 Venedik Uluslararası Satranç Turnuvası Katılımcıları
Selim Palavan (oturanlardan soldan 3.) ön sırada, A-Kategorisinde mücadele eden rakipleriyle görülüyor.
Bütün ecnebi oyuncular şehrin en iyi üç otelin konforlu, rahat odalarına yerleştirildiler. Bu otellerin, turnuvanın oynandığı salona olan mesafeleri yaya 1-2 dakikayı tecavüz etmiyordu. Turnuvaya iştirak edenlere şehrin en lüks lokantalarından birinde 'açık hesap' yemek selahiyeti verilmişti. İtalyan yemekleinin lezzeti ve şöhreti göz önünde bulundurulursa bunun ne demek olduğunu takdir edebiliriz. Ayrıca herkese gelir gelmez İtalyan 'liret'lerini haiz birer zarf takdim edilmişti.
Turnuva heyeti umumiyesi hakkında kısaca şunları söyleyebiliriz: Görmüş geçirmiş üstadların müttefikan beyan ettiğine göre Venedik Turnuvası kadar parlak ve kusursuz bir şekilde tertiplenen turnuva ender görülmüştür. Bu hususta iştirak eden üstadlardan birçoğunun hatırı sayılır tecrübeleri vardır. Evet Grob mesela uluslararası turnuvalarda 'ancak!' 20 seneden beri görülmüştür, buna mukabil Tartacover ise 40'tan fazla. Ben şahsen, uluslararası bir turnuvada ilk defa olarak yer almakla beraber tamamen bu üstadların fikrine iştirak ediyorum. Zira bir turnuvanın daha iyi tertip edilebileceğini zannetmiyorum.
Turnuva Salonundan
Böylece turnuva tertip heyeti azalarını turnuvanın manevi galipleri olarak saymak icabeder. Bunlardan bilhassa yorulmak bilmeyen E. Szabados'la İtalyan Satranç Federasyonu'nun temsil eden Conte Cian dal Verme zikre şayandır.
Turnuvanın teknik neticesine gelince: Galibiyeti kazanan, ne birinciliğe namzet gösterilen O'Kelly, ne parlak ve istidatlı Monticelli, ne de derin Canal fakat en tecrübelisi olan Tartacover olmuştur.

İlk 7 partiden 6,5 puvan alan ve diğer oyunculardan 1,5-2 puvan ileride bulunan Tartacover önderliğini turnuvanın sonuna kadar muhafaza edebilmiş ve turnuvayı hiç mağlubiyetsiz bitiren yalnız o olmuştur. Tartacover bu galibiyeti tamamıyla hak etmiştir. Zira hepsinden daha muvazeneli oynayarak rakiplerinde görüldüğü 'zaaf anları'nı geçirmemiştir. Tartacover yaşına rağmen büyük çalışma kudretine maliktir. O daha birçok seneler tehlikeli bir turnuva oyuncusu olarak kalacaktır.
Canal (Peru)'ın muvaffakiyeti, birçok seneler zarfında uluslararası bir turnuvaya iştirak etmediği göz önünde bulundurulursa bilhassa dikkate ve takdire şayandır. Şunu da kaydetmeyi unutmayalım ki o, henüz 'formuna' girmiş değildir, gelecek turnuvalarda kendisinden birçok sürprizler beklenebilir.

Esteban Canal'ın Palavan'la oynadığı oyunun notasyonu kendi el yazısından
(© Solo Scacchi websitesinden Luca Monti'nin yazısından)
O'Kelly hakkında fazla söz söylemeye lüzum yoktur. Yalnız kendisinin kısa bir zamanda birçok uluslararası turnuvalarda birinci çıktığını hatırlatmak kafidir. Artık Belçika şampiyonunun en kısa zamanda dünyanın en kuvvetli oyuncuları arasında yer alacağı aşikar olmuştur.
Tunuvaya fena başlayan O'Kelly sonuna doğru formuna girerek arka arkasına partiler kazanmaya başlamıştır.
İtalyan üstadlarından Monticelli fevkalade istidatlıdır. Birçok partileri satranç sanatının şaheserleri sayılabilir. Bununla beraber oyununda spor bakımından mühim bir kusur vardır: Oyunu mütevazin değildir. Bu hep sinirli olmasından ileri gelir. Bu sebepten dolayı, bazı partilerini kendi kuvvetinden bir 'klas' aşağı vaziyetinde oynamıştır. Bu kusurunu tashih ettiği takdirde, gelecek turnuvalarda büyük başarılar elde edebilir.
İsviçreli Henri Grob eski turnuva kurdudur. Fakat onun oyun kabiliyet ve kudreti hayret edilecek derecede inhiraflar kaydetmiştir. En kuvvetli turnuvalarda tanınmış birçok Grossmeister'lerin (büyük üstadların) önünde birinciliği alırken, diğer taraftan çok daha zayıf turnuvalarda gayet mütevazı bir netice ile iktifa etmek zorunda kalmıştır. Nitekim bu turnuvada hemen mükafat alanların arkasında gelirken, birkaç ay evvel daha zayıf bir turnuvada Viyana'da son yerlerin birinde idi.
Üstad Nestler'in oyun tarzı emin ve sabatkardır. Satranç hususunda hatırı sayılır bilgi sahibidir. Herhalde muvaffakiyetini haklı olarak kazanmıştır. Onun ilerideki oyunlarını alaka ile takip etmek icabeder.
Neticeden haklı bir surette memnun olmayacak biri varsa oda İspanyol Antonio Medina Garcia'dır. Turnuvaya parlak bir şekilde başlamıştır.
Fakat turnuvanın sonun doğru büyük bir dalgınlık neticesinde Staldi'ye karşı olan partiyi kaybetmesi asabına o kadar tesir etmiş ki, arka arkaya hiçbir mukavemet göstermeden iki parti daha kaybetmiştir. Fakat şüphesiz ki oyun kuvveti bakımından turnuvanın en iyi oyuncuları arasına katılabilir.
İtalyan şampiyonu Staldi müdafaa hususunda hiç yorulmak bilmeyen bir satranççıdır. Onun noksan tarafı zannıma göre faal olmayışıdır.

Selim Palavan, arkadaşı Henri Grob karşısında (© Türkiye Satranç Mecmuası)
Kendim ise elde ettiğim netice ile memnun olmak zorundayım, zira böyle kuvvetli bir turnuvaya ilk defa iştirak etmiş bulunuyordum. Turnuvanın başında birkaç parti kaybettikten sonra gayem üstad unvanını kazanmak için elzem olan (Meisterdrittel) 4,5 puvanı toplamak olmuştur. Ve 5,5 puvan topladığıma göre bunda muvaffak oldum.
Mamafih, iyi başlamış bile olsaydım pek fazla şeyler elde etmiş olacağımı tahmin etmiyorum. Bu takdirde ve en iyi ihtimalle olsa olsa talihsizliğe uğrayan Medina'nın yanında yer almış olacaktım. Fakat bu oyuncunun benden çok daha üstün olduğunu da ilave etmem gerekir. Bu turnuva bana kendi hatalarımı açıklamıştır: Kuvvetli satranççılarla oyun hususundaki tecrübe noksanlığı ve açılışların, bilhassa siyahlarla fena idaresi.
Sacconi çok şanslı bir satranççı olduğunu göstermiştir. Birçok hasımları tamamen kazanılmış vaziyetlerde kendisine yarımşar puvan hediye etmişlerdir. Normal olarak daa aşağıda yer alması icabederdi.
Stalda yalnız iyi nazariyeci değil aynı zamanda ameli bakımdan da kuvvetli bir oyuncudur. Oyun tarzı iyi ve partileri de oldukça kıymetlidir.
Victor Kahn, Fransa'nın işgal sırasında geçirdiği hayattan henüz kendisine gelememiş olduğundan daha iyi netice elde edemezdi. Kendisinin de itiraf ettiğine göre, o son zamanlarda satrancın edebiyatı ile meşgul bulunmuş. Son çıkarmış olduğu kitap "L'Art de faire mat" (Mat etme sanatı) satranç aleminde fevkalade iyi karşılanmıştır.

Turnuvadan bir enstantane
Szabados'a gelince, onun bu turnuvadaki başarısı bence harikulade denilecek kadar olmuştur. O, turnuva tertip heyeti başkanı sıfatiyle yüklendiği birçok külfetlerden başka bir de esas meşguliyeti olan bir vapur şirketinin idaresinden de turnuva müddetince vazgeçmemiştir. Kendisi, oyun esnasında bile gelen muhtelif telgraflarla meşgul olmak zorunda kalmıştır. Bu yüzden Szabados pek haklı olarak neticeden şikayet edebilir; çünkü o birçok partilerde hasımlarından üstün oynayarak kazançlı vaziyetler elde etmiş fakat arkasından bu partileri kaybetmiştir. Dikkate şayandır ki tecrübeli Tartacover daha Paris'te Szabados'un turnuva idarecisi olduğunu öğrenince onun alacağı yeri evvelden tahmin etmişti.
Hellmann ise turnuva tablosunun gösterdiğinden çok daha kuvvetli oynuyordur. Faka o her partide 'Zeitnot'a düşmek hususunda fevkalade 'maharet' göstermiştir. Son on hamlesini daima birkaç saniye içinde oynamak zorunda kalmış ve bu yüzden hemen hemen bütün partilerini mahvetmiştir. Çok gariptir ki, o satranç bakımından kabil olan bir tek mecburi hamleyi dahi dakikalarca düşünmeden oynamamıştır. Bana kalırsa Hellmann bu noksanını düzeltmedikçe daha iyi neticeler elde etmeyi ümit etmemelidir.
Turnuva büyük bir ziyafetle kapanmıştır. Birçok nutuklar söylenmiş ve bir hayli nefis Chianti şarabı içilmiştir. B. Szabados misafir ve davetliler tarafından samimi olarak alkışlanmıştır. Söylediği 'esprit' dolu parlak nutku ile turnuva birincisi Tartacover ziyafette de kendini göstermiştir.
Yazımı bitirirken temennim şudur ki: Bir Türk satranççısının uluslararası bir turnuvaya bu ilk iştiraki aynı zamanda sonuncusu olmasın. Satranç gençliğimiz bugün Avrupa satranççılarının seviyesine erişmiştir. Önde Nevzat Süer, Mübin Boysan ve Musa Tebi olmak üzere, genç satranççılarımız uluslararası bir turnuvaya iştirak etmek için, benim gibi kör bir fırsat beklemek zorunda kalırlarsa, onlara yazık olur.
Satranç teşekküllerimiz hakikaten istemiş olsalardı, en kısa zamanda İstanbul'da uluslararası küçük bir turnuva tertip edebilirdik. Ben şahsen birçok üstadların gelmesini sağlayabilirdim; zira görüştüğüm üstadlardan ekserisi Türkiye'yi ziyaret etmek istediklerini bana açıklamışlardır.
Selim Palavan
Beynelmilel Venedik Üstatlar Turnuvası'ndan Partiler

Savielly Tartakower'ın '1905-1954 En İyi Oyunlarım' kitabında da analiz ettiği partinin incelemesine Mega Database'de de ulaşmak mümkün
Türkiye Satranç Mecmuası'nın Aralık 1947 sayısında (No:43) Palavan'ın bu turnuvadan oyun analizlerine yer verilmeye devam edilmiş. Böyle önemli bir turnuva olunca pek de şaşırmamalı.

Selim Palavan satranç yazı hayatına 80'li ve 90'lı yıllarda İnkılap Kitabevi ve Satranç Geliştirme Merkezi'nin 'Satranç' isimli dergisinde devam etti. Aşağıda, Palavan'ın derginin kapağına taşındığı iki sayısını görebilirsiniz:

Emekliliğinde de satrançtan ayrı kalamayan Selim Palavan 1989'da Berlin'deki bir satranç turnuvasında görülüyor:
Selim Palavan 1989 Berlin Açık Satranç Turnuvası'nda (© Satranç Dergisi)
Yararlanılan Kaynaklar:
- Türkiye Satranç Mecmuası [Kasım ve Aralık 1947 sayıları (No:42 ve No:43)]
- Satranç Dergisi [Haziran 1993, Eylül 1995 ve Şubat 1996 sayıları]
- Chess History & Literature Society - link
- Solo Scacchi websitesinden Luca Monti'nin yazıları - link
- Bizim Ahıska: Muhacerette Ahıskalı Baba-Oğul İki Bilim Adamı - link