Gerilim
Siyaset, strateji, ya da zekâ alanlarındaki süregelen tartışmalarda, iddiaları güçlendirmek, kimi zaman da ortaya konan tezi renklendirmek için satrancın bir metafor olarak kullanıldığına çokça şahit olmuşuzdur. Öngörüyle alınmış doğru bir karardan bahsedilirken "Tıpkı bir satranç oyunundaki gibi" benzetmesini defalarca duymadınız mı? Hayatın bir yansıması olan satrancın da zaman zaman yaşamdan öğeleri 'ödünç' alması doğal karşılanmalı. "Gerilim" ya da diğer bir ifadeyle "Tansiyon" da bunlardan biri.
En basit bir anlatımla, tahta üzerindeki taşların (özellikle de piyonların) birbirlerini alabilmeleri durumuna "gerilim" deniyor.
Satranca ilk adımlarımızı attığımız zamanlarda, hangi tarafın üstün olduğunu anlayabilmek için ilk bakılan kriter tahtadaki taşların sayısıdır. Dolayısıyla, rakibin alınabilecek bir taşı varsa, onun pek de düşünülmeden ortadan kaldırılması, 'çaylak' oyuncular için elde edilen küçük bir zafer olur. Zamanla, kuvvetlerin göreli değerlerini öğrenip onları sadece sayıca değil, puan değerleriyle birlikte dikkate alırız. Bu sayede, geçmişte düşünmeksizin verdiğimiz alış kararlarının aslında en doğru seçimler olmayabileceklerini de anlamaya başlarız. İlerledikçe, konu daha da karmaşık bir hal alabilir: Bazen, pozisyonda var olan diğer etmenlerin göz önünde bulundurulmasıyla, fedaların etkili olduğu halleri görmeye başlarız. Evet, cehalet mutluluktur; tabii, rakibi alt etmeyi öncelemiyorsanız!
Konuyu okura sunabilmek diyagramlar eşliğinde her zaman daha kolay. Upuzun bir paragrafta aktarabileceğiniz ilk başta karmaşık olan düşünce, tek bir konumla artık çok daha anlaşılırdır. Öyleyse önceliği anlatımlara değil, pozisyonlara bırakmalı. İlk konumumuz yazıyı hazırlamamda bana ilham veren Aagaard'ın Twitter paylaşımıydı:

Pozisyonda, filler arasındaki gerilim, yani birbirlerini alabilme durumu, dikkati çekmekte. 2266 gibi görece yüksek reyting sahip beyaz taşlara sahip oyuncu, g5- karesinde kırışmaya girerek (Fxg5 ile) tansiyonu düşürüyor. Oysa gerilimin, somut bir gerekçe olmaksızın kaldırılması, çoğu zaman rakibin gerideki bir taşının konumunun iyileşmesi neticesini verir. Görseldeki h7- atının g5- karesinde rakip hedeflere daha yakın olması sonucunu doğurduğu gibi...
Merkezî Piyonlar
Piyonlar arasındaki gerilimi esasen iki ana başlıkta toplamak istiyorum:
1) Piyonların kendi aralarındaki gerilim.
2) Rakibin kendi saldırısına odaklanabilmesine izin vermemek için, kanat saldırısı karşısında merkezi açmak için yaratılan gerilim.
İlk başlıkta önce Philidor Savunması'nın temel konumlarından birine, sonra da Steve Giddins'in 50 Öğretici Satranç Dersi kitabındaki klasik bir örnek ve düşündürdüklerine gideceğim:

Philidor Savunması'ndan tipik bir konum. Hamle Siyahta.
Görüldüğü üzere, taraflar yapabilecekleri yararlı hamleleri tüketmek üzereler. Böyle hallerde, yani fikirsiz kalınan bu gibi durumlarda, gerilimin ortadan kaldırılmasıyla oyunun seyrine yeni bir yön vermek zaman zaman uygulanan bir yaklaşımdır. Siyah şimdi 9...exd4 alışıyla piyonlar arasındaki tansiyonu ortadan kaldırabilir. Fakat, bu alış d6- piyonunu yarı-açık hatta geride bırakırken, Beyazın f3- atının merkezî d4- karesine erişmesine sebep olacaktır. İyi ama, bu olumsuzluklar apaçık ortayken, 9...exd4 neden hala Siyahın ana tercihleri arasında yer alabiliyor? Çünkü kendisinin iddiası, d4- piyonunu ortadan kaldırarak alan sıkıntısından bir parça olsun kurtulmak (c5- karesi atın kullanımına açılmıştır) ve rakibinin d6- piyonu karşısında uygulamayı planladığı baskıya aktif taş oyunuyla, ya da dakik fikirlerle (Örneğin, 10 Axd4 d5!? 11 exd5 Ab6 {ara hamle} 12 Fb3 Abxd5 13 Axd5 Axd5 14 Fxd5 cxd5 ve Beyaza ancak hafif üstünlükle) karşılık vermektir.

50 Öğretici Satranç Dersi kitabının 35. örneği:
Golombek - Fuderer, Münih 1954
Şah-Hint Savunması'ndan erişilmiş olmasına karşın, Philidor Savunması örneğine benzer bir başka konum karşımızda. Ancak buradaki fark, gerilimi bozan tarafın Beyaz olması!: 9 dxe5?! dxe5. Bir konum hiçbir zaman tek bir unsur ışığında ele alınamaz; doğru, ancak yalnızca d4- ve d6- piyonlarının karşılaştırılması dahi bu alış kararının ciddi şekilde sorgulanmasına sebep olur. Beyazın saldırmakta olan d4- piyonu, rakibinin savunma ödevine bağlanmış d6- eriyle kırışılıyor. Esas sonuç ise, d4- karesinin, artık hiçbir beyaz piyonla kontrol altında tutulamaması sebebiyle, siyah kuvvetlerin kullanımına açılan muhtemel bir gedik olması. Oyunun devamında bu unsurun Siyah tarafından nasıl kullanıldığı ise müthiş öğretici (D):

Fuderer, d4- karesini neredeyse tüm taşlarıyla kullanıp sonuca gitmişti.
İyi ama, Beyaz benzer durumlarda neden zaman zaman dxe5 alışına başvurur? Örnek olarak Şah-Hint Savunması'nın ...Aa6 devamyollarından birine bakalım:
İkinci başlık 'Kanat - Merkez İlişkisi' üzerine olacak. Modern bir klasik olarak nitelendirilebilecek, Smirin-Beliavsky, Odessa 1989, 0-1 partisine gidelim:

Kanat saldırısı karşısında merkezden karşı oyun. Gerilimin yükseltilmesinin güzel bir örneği.
İspanyol Açılışı'nın Breyer Varyantı'nın bu devamyolunda, 32 taşın tahta üzerindeki varlıklarını uzun bir vakit sürdürmesiyle kalabalık bir konuma erişiliyor. Kadın satrancı hakkında tartışmalı sözleriyle gündeme oturan Smirin, 18 h4 hamlesiyle bir kanat saldırısı başlatmış. Tecrübeli Beliavsky ise rakibinin âdeta elini kolunu sallayarak kanat saldırısına odaklanamaması için yeni bir cephe yaratıyor: 18...d5! Yani, gerilimi yükselterek merkezi açıyor. Bu öğretici partinin detaylı analizlerine linke tıklayarak erişebilirsiniz:
Kaleler ve Dayanak Noktaları
Tarafların beraberlik üzerinde uzlaşmalarına, açık dikeyler üzerindeki kalelerin kırışılmasıyla çok sık rastlanır. Ancak işler her zaman bu kadar rutin olmaz. Tek bir satranç kitabının yalnızca açık hatlar üzerine yazılmış olması, bu konunun derinliğini açıklamaya fazlasıyla yeter.

Burada açık dikeyde karşı karşıya olan kaleler arasındaki gerilim ile dayanak noktasının önemini paylaşacağız (D):

Selezniev-Alekhine, Triberg 1921
20 Fd3 sonrasındaki konum
Taraflar b- dikeyinde eşit güce sahip, ancak hamle sırası Siyahta ve Alekhine bu faktörü 'dayanak noktası'ndan yararlanarak kendi lehine kullanıyor: 20...Kb4! çok kuvvetli bir kalite fedası. Siyah yalnızca bir bağlı geçer piyona sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda c5- karesini atının kullanımı için boşaltmış da oluyor. Oyunun devamında taraflar karşılıklı olarak hatalar yapsalar da son gülen 74 hamlede 4. Dünya Şampiyonu olmuştu: 0-1.
Alekhine'in fikrinden ne kadar etkilendiğimi gösteren, kendi pratiğimden bir örnek:

Fırat-Ataman, Ankara 2008
29 Fd2 sonrasındaki konum
'Zehri' Alekhine'den aldıktan sonra kalite fedası yapmamak mümkün mü?: 29...Kb4!?
Alan Avantajının Korunması
Rakibimiz alan sıkıntısında yer aldığında çoğu zaman taş kırışmalarıyla rahatlama çabasında bulunur. Bu gibi hallerde göreviniz, taşlarınızın konumunu çok da kötüleştirmeden, rakibin rahatlama arzusuna gerilimden kaçarak (!) izin vermemektir. Yine kendi pratiğimden çarpıcı bir örnek sunmak istiyorum:
Bu oyunda izlenen stratejinin çok benzerini, yine Beyazın Modern Benoni karşısında uyguladığı yöntemde görürüz. Siyah e5- karesini bir geçiş karesi olarak taş kırışmaları için kullandığında, Beyazın tepkisi çoğu zaman atı geri çekmek olur:

e5- atını saldırıya açık noktada bırakıp uygun anda püskürtmek için oynanan Ac4-a3 fikri.
Dvoretsky'nin 'İşlevsiz' Atları

Dvoretsky - Keres, 1973
(fotoğraf ©ChessPro)
Atların âdeta ayaklarının birbirlerine dolanması ile gerilim konusu arasında çok önemi bir bağ bulunuyor. Geçmiş yıllarda Chesscafe.com'daki öğretici makaleleriyle satrançseverlerle buluşan Dvoretsky'nin hepimizin çok iyi bildiği bir örneğe parmak basması çok dikkat çekicidir:

Zukertort-Blackburne, Londra 1883
12...Adf6 sonrasındaki konum
Beyaz oyunda atı ortadan kaldırmak ve merkezî ilerleyişini hazırlamak için 13 f3 oynamıştı. Oysa, öğrencisi Yusupov'un analizleri çok dikkat çekiciydi: 13 Ab1!. Beyaz at burada alan avantajını muhafaza etmek için değil, f6- atının yanı sıra e4- atını da işlevsiz bırakmak için geri çekiliyor! Siyah aniden güç bir konumda kalır; örneğin 13...e5 14 f3 Ag5 15 dxe5 dxe5 16 Fa3 ve kalite kazancıyla! Böyle mükemmel örnekleri ancak ve ancak Dvoretsky'nin makalelerinde bulabiliyordunuz. Deneyimli antrenörün 'İşlevsiz Taş' başlıklı makalesinin bütünü için:
Fillere Geri Dönüş:
'Korkunç Teorik' Çelyabinsk Varyantı'nda
Yazıya filler arasındaki gerilimle başlamıştık. Aagaard'ın sunduğu örneği görür görmez, açılış teorisinin en kanlı varyantlarından olan Çelyabinsk'in (B33) devamyollarından biri aklıma geldi:

Leko-Illescas Cordoba, Madrid 1998
23 Fb5 sonrasındaki konum
Rakibinin son hamlesi karşısında Siyah filini e8- karesine çekiyor: 23...Fe8!?. Oyunu analiz eden ve Çelyabinsk hakkında çok önemli bir kitap yazmış olan Rogozenko'nun notları dikkat çekici: "Olağan dışı ve ilginç bir hamle. b5- filini alıp Beyaz taşların konumlarını iyileştirmektense, Siyah filleri e8- karesinde kırışarak kendi kalesinin pozisyonunu geliştiriyor." Gerilim konusunun özeti tam da bu değil mi?
Klasiklerden Öğrenebileceklerimiz

19. yüzyılda satranç dünyasının gördüğü en büyük yıldız Paul Morphy olsa gerek. Klasiklerin önemine bir kere daha vurgu yapabilmek için, şimdi kendisinin iki meşhur mücadelesinden örnekler sunuyorum:
Kendi Oyunlarımız
Kavramlarla ne anlatılmak istendiğini anlayabilmek çoğu zaman güç olmaz. Ancak kimsenin bizleri yönlendirmediği, yalnızca ve yalnızca kendimizle, ya da eski satranç ortamlarında mekanik saatlerin tıkırtısıyla baş başa kaldığımız anlarda verdiğimiz kararlar, ilgili temayı gerçekten de içselleştirip içselleştirmediğimizi gösterir. Zaman makinesine binip Batum'a, 21 yıl önceki III. Avrupa Bireysel Şampiyonası'na sizleri götürmek istiyorum:

Yazıyı bilerek ve isteyerek kaybettiğim bir oyunla noktalamayı seçtim. Alekhine ve Botvinnik'in önerisine Yermolinsky'nin The Road to Chess Improvement kitabının önsözünde rastlayarak:

"İlham kaynağı arayışında, en sevdiğim oyuncu olan Alekhine ile en az sevdiğim oyunculardan biri olan Botvinnik'in eserlerinde dile getirdikleri, o sık rastlanan tavsiyeyi dinlemeye karar verdim - kendi oyunlarınızı çalışın. O günden bu yana, oynadığım her oyunu derinlemesine analiz ettim."