Satrancı Bir Dakikadan Kısa Sürede İlginç Hale Getirmek

Satrancı Bir Dakikadan Kısa Sürede İlginç Hale Getirmek

NathanielGreen kullanıcısının avatarı
| 99 | Diğer

Satranç severler tarafından Sabo olarak tanınan Sabri Can Onay Yontar, Türkiye'nin en büyük satranç içerik üreticisidir. Chess24'ün dikkatini çekmeden (ve sonunda Chess.com'a geçmeden) çok önce Sabo, Emre Hasgüleç ile birlikte daha sonra Chess24 Türkçe adını alacak olan Youtube kanalını kurdu, ardından kendi kanalını oluşturdu ve şu an Instagram ve YouTube'da kısa formatlı içerikleri bir sanat halinde sizlerin beğenisine sunmakta.

Sabo, sadece Türk satranç topluluğu için değil, kısa format şeklinde yaptığı uluslararası içerikleriyle Aralık 2025'de Ayın İçerik Üreticisi seçildi. Şu an yoğun olarak kendi kanalında her biri bir milyondan fazla izlenme alan kısa videolar üretiyor. Ayrıca yakın zamanda bir kitap da yayımladı! Bu makalede Sabo; satrançta içerik üretmek için kariyerini bırakma kararından, kısa formatlı içerik üretmek isteyenlere verdiği tavsiyelerden, yeni kitabından ve daha birçok şeyden bahsetti.


Ne kadar süredir satranç içeriği üretiyorsunuz ve bu işe başlamaya nasıl karar verdiniz?

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde uzay mühendisliği okuyordum ve satranç en büyük hobimdi. Profesyonel bir satranç oyuncusu olmasam da, Elo puanım yaklaşık 1900'dü, bu yüzden satranç hakkındaki bilgimi ve tutkumu insanlarla paylaşmanın yollarını düşünmeye başladım. Üniversiteden bir arkadaşımla birlikte bir kanal oluşturduk.

Yaklaşık dokuz yıl önce başladık ve birçok farklı video ve canlı yayın yaptık, ancak mezun olduktan sonra uçak bakım mühendisi olarak iş buldum. Hemen ardından videolarımızdan biri büyük ilgi gördü. YouTuber olmayı planlamamıştım, ama o video beni çok heyecanlandırdı. Bir yıl sonra işimden ayrıldım. O zamana kadar kanalımızın 80.000 abonesi vardı ve sadece Türkçeydi. Kanala bir yıl daha odaklandıktan sonra 100.000 aboneye ulaştı ve Chess24'ten bir teklif aldık.

Böylece YouTube kanalımızı onlara sattık ve ikimiz de Chess24 Türkçe yöneticisi olmak üzere anlaştık. Ayrıca video kapakları, video fikirleri ve başlıklar konusunda deneyimim olduğu için onların YouTube kanalına da yardımcı oldum.

Daha sonra şirket yeni bir kanal açmayı düşündü ve kanalı sıfırdan yönetip, abone sayısını arttırıp, gelir elde edip edemeyeceğimi sordu. Ben de o kanalı, yani Chess24.5'u kurdum. Hatta ismini de ben buldum. Çok hızlı büyümeye başladı ve para kazanmaya başladık. Ayrıca İngilizce yayın yapan bir ekip de kurmaya başladım.

Hala Türkçe videolar çekiyor ve her hafta veya çoğu turnuva sırasında canlı yayın yapıyordum. Sonra Magnus'un ekibinden Magnus Carlsen'in kanallarını yönetme teklifi geldi ve ben de bu teklifi kabul ettim. Yani Chess24.5 kanalı ve Magnus kanalı için stratejik kararlar alıyordum.

O dönemde Barselona'ya taşındım ancak Chess.com, Chess24'ü satın alana kadar Chess24 Türkçe kanalında yer almaya devam ettim.

Chess.com'daki rolümü belirlemeye çalışırken, kendi YouTube kanalımı oluşturmak için de bir fırsat olduğunu biliyordum. Instagram hesabım büyüyordu; yaklaşık 30.000 takipçim vardı ve insanlar beni sokakta tanımaya başlamıştı bile.

Kanalımı iki veya üç yıl önce açtım ve istikrarlı bir şekilde büyüttüm; şu anda 330.000 aboneye ulaştı. Kendi kanalım için zaman bulmaya çalışıyorum ve bu kolay değil, ünvanlı bir oyuncu olmasam da kendi kanalımda yayın yaparken aynı zamanda Chess.com Türkçe için de yayın yapıyorum. Bazen Magnus ve Hikaru'nun oyunlarını izleyip yayınlıyorum. Arena Kings geçmişte gerçekten güzel bir turnuvaydı. Ayrıca Chess.com'da takipçilerime karşı oynadığım yayınlar yapıyorum.

Kanalımda sadece yayın yapmıyorum. Oyunların özetlerini yayınlamak veya beni takip eden insanlarla satranç oynamak için seyahat ettiğim içerikler de üretiyorum. Örneğin, geçen hafta [GM'ler] Vincent Keymer, Arjun Erigaisi, ve Fabiano Caruana'ya karşı oynadım. Bu deneyimlerle ilgili de içerikler üretiyorum.

YouTube ve Instagram takipçi sayımı esas olarak kısa videolar sayesinde arttırdım. Ayrıca Chess.com'da kısa formatlı içerik yöneticiliği yapıyorum. Chess.com'a katıldıktan yaklaşık bir yıl sonra, benden kısa formatlı içerik yönetimi yapmamı istediler ve şimdi bunu yaparken aynı zamanda Türk satranç severlere de hizmet ediyorum.

YouTube'da 80.000 aboneye ulaştığınızda havacılık ve uzay sektöründeki işinizi bıraktığınızı söylediniz. Bu çoğu insan için biraz erken gibi görünüyor. O zamanlar bunu yaparaken neler hissettiniz?

Doğru, aslında. Şimdi geriye baktığımda, çok erken bir karardı. İlk yıl çok zorlandım çünkü para kazanamıyordum. Alanımı değiştirmiştim, ama ne için?

O yıl çok zorlandığımı söyleyebilirim, ama bu daha sonra çok yardımcı oldu. Örneğin, Chess24'e katıldığımda ve video kapakları, başlıklar ve içerik fikirleri hakkında konuştuğumda, bu kendi kanalıma ve içeriğime odaklanmam sayesinde oldu. İçerik oluşturmayı ve hayranlarımı çok daha iyi anladım.

O yıl çok zorlandığımı söyleyebilirim ama bu daha sonra çok yardımcı oldu.

Mükemmelliğin iyinin düşmanı olabileceği sözünü gerçekten çok seviyorum. Ama aynı zamanda, bir şeyde zaten iyiyseniz, mükemmel olmak için hiçbir şeyi riske atmak istemeyebilirsiniz. Bu yüzden kararım bir süre riskli görünse de, bu kadar iyi sonuçlandığı için mutluyum.

Yaratım sürecinin en sevdiğiniz yanı nedir ve tüm bunları yaparken süreci sizin için eğlenceli kılan şey ne?

Bu kadar çok insanla tanışmak gerçekten çok güzel. Ben sosyal bir insanım, bu yüzden en başından beri sosyal medyada birçok insanla tanışabileceğimi ve satranç aracılığıyla insanları etkileyebileceğimi düşünüyordum. Birlikte oynayabileceğim birçok insan bulabiliyorum ve aynı zamanda topluluğu bir araya getirebiliyorum.

Belki de benim için en önemli şey bu. Örneğin, yakın zamanda harika bir kitap imzalama etkinliğim oldu. Yaklaşık 300-400 kişi vardı ve sadece ben onlarla tanışmadım. Onlar da birbirleriyle tanıştılar. Birbirleri ile tanıştıkları, kitap ve satranç hakkında sohbet ettikleri bazı anılar duydum.

Sadece ben onlarla tanışmadım, onlar da birbirleriyle tanıştılar.

Bize biraz kitabından bahseder misin?

Bir Türk yayımcının böyle bir fikir ortaya atması beni gerçekten çok mutlu etti. Satranç bulmacalarıyla ilgili hikayeler yazmayı düşünmüştüm, ama bunu kısa vadeli bir içerik olarak görüyordum. Onlar başka bir şey istediler ve hayat hikayemin ilginç olduğunu fark ettik. İşimi bıraktım ve sonra satranç hayatımı değiştirdi. Kitabın adı da bunu anlatıyor: Satrançla Değişen Hayat

Lise ve üniversite yıllarımla ilgili bazı şeyler yazdım ve sonra satranç sayesinde birçok insanla tanıştığımı fark ettim. Turnuvalara katılıyordum ve belki de kitabı okuyan bazı kişilerin de benzer hikayeleri vardı. Hatta Danny ve Erik de bir turnuvada tanışmış. Şimdi çoğunlukla turnuvaları ziyaret ediyorum, en iyi satranç oyuncularıyla tanışıyorum ve onlarla sohbet ediyorum.

Bu çok eşsiz bir durum. Örneğin, Magnus'la satranç hakkında sohbet etmek büyük bir ayrıcalık. Bu konuşmalar çoğunlukla satrançla ilgili olduğu için insanların bunları bilmesi gerektiğini düşünüyordum. Yani temelde kitap, anılar ile birlikte bulmacaları, belirli olaylardan kaynaklanan bulmacaları ve Magnus'un bu bulmacalar hakkındaki düşüncelerini içeriyor.

Kitabınla ilgili olarak, ilk olarak yaptığın kısa formatlı içerikleri kitaba dönüştürme fikrin olduğunu söylemiştin. Kısa formatlı içeriklerle ilgili en sevdiğiniz, uzun formatlı içeriklere tercih etme sebebiniz veya bu konuda bu kadar başarılı olduğunuzu size düşündüren şey nedir?

Bu güzel bir soru. Uzun formatlı içerikleri ve canlı yayınları da çok seviyorum. Özellikle bir içerik üreticisi olarak, canlı yayınları gerçekten çok seviyorum çünkü insanlarla bağlantı kuruyoruz. Canlı yayınların abone sayısını artırmanın en iyi yollarından biri olduğunu fark ettim. "Lütfen abone olun" dediğinizde, insanlar size yakın hissettikleri için abone oluyorlar. Yorum yazıyorlar, sohbeti doğrudan görebiliyorsunuz ve onlara gerçek zamanlı olarak cevap verebiliyorsunuz. Temelde, hayranlarla gerçek hayatta buluşmak en sevdiğim şey, ikinci tercihimin ise canlı yayın olduğunu söyleyebilirim, çünkü onlarla bağlantı kurabiliyorsunuz.

Kısa formatlı içeriklerin en sevdiğim yanı, çok hızlı olmaları. Kısa formatlı içerikleri çok iyi tasarlarsanız, çok geniş bir kitleye ulaşabilirsiniz.

Aslında bununla ilgili bir hikayem var. Üniversitedeyken, bir arkadaşımı bir festival sırasında satranç kulübümüze davet ettik. Satranç oynadığımız ve insanları kulübe davet ettiğimiz çadırlarımız vardı. Bazı arkadaşlarımın arkadaşları, "Hayır, satrançtan hoşlanmıyorum, çok sıkıcı" dediler. O anda düşündüm ki, eğer seninle iki dakikam olsaydı, satrancı ilginç hale getirebilirdim. Kısa formatlı içerik benim için işte bu anlama geliyor.

Eğer seninle iki dakikam olsaydı, satrancı ilginç hale getirebilirdim. Kısa formatlı içerik benim için işte bu anlama geliyor.

Örneğin, şu anda Türkiye'de, elbette ben bir satranç içerik üreticisiyim, ama satrançla ilgilenmeyen birçok insan bile beni tanıyor. Bazen insanlar bana, "Seni Instagram'da sürekli görüyorum. Her zaman akışımda varsın!" diyorlar. Bu beni mutlu ediyor. İşte bu yüzden kısa formatlı içerikleri gerçekten çok seviyorum.

Özellikle son zamanlarda, kısa formatlı içerik YouTube, TikTok ve Instagram için çok önemli hale geldi. Ben de buna odaklandım çünkü dünya hızla bu yöne doğru ilerliyor; takipçi sayısı ve diğer her şey bununla bağlantılı. İnsanların dikkati sürekli dağılıyor. Bu nedenle kısa formatlı içerik çok önemli ve ben bu alanda uzmanlaştım.

İlginç olan şu ki, en kısa içerikten en uzun içeriğe kadar hepsi aynı şeyi başarıyor.

İyi bir kısa formatlı içerik tasarlarken nelere dikkat edilmeli? Eğer başka biri bu alanda ilerlemeye çalışıyorsa, ona ne tavsiye ederdiniz?

Kısa formatlı içeriklerde kapak resmi ve başlıklar önemlidir. İkisi de, izleyicinin dikkatini çekmek amaçlı olmalıdır. Sadece bir veya iki saniyeniz var. Gerçekten ilgi çekici bir şey söylemezseniz, insanların dikkati dağılabilir. Instagram'a bakıp hikayeyi dinlemeyi bırakabilirler. Bu, arkadaşlarınızla yaptığınız bir sohbette bile geçerlidir. Her zaman ilgi çekici bir şeyle başlayın.

Ayrıca şunu da söylemek istiyorum, bu daha çok canlı yayınlarla ilgili ama mühendislik kökenli olduğum için veri analizini çok seviyorum. Sürekli analizleri kontrol ediyorum: hangi video iyi performans gösterdi, kaç görüntüleme aldı ve benzeri şeyler. Canlı yayınlarda bu özellikle önemli çünkü sistem farklı çalışıyor. Canlı yayınlar ana sayfada görünüyor. Bazıları yayına katılırken, diğerleri ayrılıyor. Matematiksel olarak, katılanların sayısı ayrılanlardan fazlaysa, yayın büyüyor.

Yani bir hikaye anlatırken, sürekli olarak eş zamanlı izleyici sayısını kontrol ediyorum. Hikayemin nasıl işlediğini anlamak için kendimi eğitiyorum. Eğer iyi bir hikaye ise ve izleyici sayısı artıyorsa, işe yaradığını biliyorum. Temel olarak, kendimi bunu yapmaya alıştırdım. Bu yüzden sadece satranç izleyicilerini değil, genel izleyicileri de tanıyorum.

Sizce gerçekten iyi içerikler üreten başka hangi içerik üreticileri var? Belki de favori içerik üreticilerinizden bir veya ikisini söyleyebilirsiniz.

Bu çok zor bir soru çünkü birçoğu şu an benim arkadaşım. Levy'yi tanıyorum, Botez kardeşleri tanıyorum, Dina'yı tanıyorum. Ama şunu söyleyebilirim ki, Türkçe içerik üretirken her zaman Emre ile birlikte olmaktan keyif alacağım.


Previous Streamer/Creator of the Month Articles
NathanielGreen kullanıcısının avatarı
Nathaniel Green

Nathaniel Green is a staff writer for Chess.com who writes articles, player biographies, Titled Tuesday reports, video scripts, and more. He has been playing chess for about 30 years and resides near Washington, DC, USA.

NathanielGreen kullanıcısından daha fazla
Netflix'teki Satrancın Kraliçesi Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Netflix'teki Satrancın Kraliçesi Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Çevrimiçi Satrancı En Çok Seven Ülkeler

Çevrimiçi Satrancı En Çok Seven Ülkeler